Süper Lig 3.Haftanın Panoraması: Galatasaray’ın Hücum Baskısı, Beşiktaş’ın Patlaması ve Fenerbahçe’nin Kontrolü
Süper Lig’de haftanın 9 maçını StatsLook verileriyle analiz ettik: Galatasaray’ın 34 şutluk hücum baskısı, Beşiktaş’ın 6 gollü performansı ve Fenerbahçe’nin düşük topa sahiplikle kurduğu kontrol haftaya damga vurdu.

Süper Lig’de haftanın dokuz maçında ortaya çıkan tabloyu yalnızca sonuçlar üzerinden okumak yanıltıcı olurdu. Çünkü bu hafta topa sahip olmakla oyunu kontrol etmek, çok şut çekmekle kaliteli pozisyon üretmek ve skor üstünlüğüyle sahadaki üstünlük arasında ciddi ayrışmalar vardı.
Dokuz karşılaşmada toplam 31 gol ve 236 şut çıktı. Maç raporlarındaki toplam beklenen gol üretimi ise yaklaşık 24.61 xG seviyesindeydi. Ancak iki karşılaşmada kendi kalesine atılan goller bulunduğu için skor ile xG arasındaki farkı doğrudan bir “bitiricilik performansı” olarak okumak doğru olmaz.
Haftanın asıl hikâyesi başka yerdeydi: Beşiktaş ve Galatasaray rakiplerini hücum hacmiyle boğarken, Fenerbahçe ve Amed SK topu rakibe bırakıp daha kaliteli hücumlar üretti. Başakşehir ise bunun tam tersini yaşadı; oyunun büyük bölümünde topa sahip olmasına rağmen pozisyon kalitesinde Kasımpaşa'nın gerisinde kaldı.
Beşiktaş'ın 6 golünden daha önemli olan sayı: 3.20 xG
Haftanın en çarpıcı skorunu Beşiktaş aldı ancak 6-2'lik Çorum FK galibiyetini yalnızca yüksek bitiricilikle açıklamak eksik kalır.
Beşiktaş'ın 19 şutundan 15'i ceza sahası içinden geldi ve bu şutlar 3.00 xG üretti. Toplam hücum üretimi 3.20 xG'ye ulaşırken Çorum FK 11 şutta yalnızca 0.58 xG'de kaldı. Topa sahip olma oranının yüzde 52-48 olması ise maçın gerçek farkını yansıtmıyordu. Beşiktaş'ın ceza sahası içi net tehdit üretimi rakibinin yaklaşık beş katına çıktı.
Bu farkın merkezinde Dušan Vlahović vardı. 71 dakikada beş şut çeken Sırp forvet üç gol buldu; 1.36 xG üretti ve maçı 9.16 StatsLook reytingiyle tamamladı. Daha önemlisi, Beşiktaş hücumu yalnızca santrforunun bitiriciliğine bağımlı değildi. Amir Murillo 0.52, Leandro Trossard 0.42, Orkun Kökçü 0.31 ve Vaclav Cerny 0.29 xG ile katkı verdi.
Bu nedenle 6 gol biraz yüksek bir skor olsa bile, Beşiktaş'ın üstünlüğü tesadüfi değildi. Rakibin ceza sahasına ne kadar sık ve ne kadar kaliteli girdiği, skordan daha kalıcı bir göstergeydi.
Galatasaray 34 kez şut çekti: Göztepe'ye nefes aldırmayan 50 dakika
Galatasaray'ın Göztepe karşısındaki 3-2'lik galibiyeti haftanın en yoğun hücum performansını getirdi.
Sarı-kırmızılılar yüzde 67 topa sahip olurken 34 şut ve 3.43 xG üretti. Göztepe ise yedi şutta 0.83 xG'de kaldı. Fakat maçın esas kırılma noktası 22. dakikadan sonra geldi. Galatasaray'ın 22-72 arasındaki baskı penceresinde tek başına 23 şut ve 2.76 xG üretmesi, maçın yaklaşık 50 dakikasını tek taraflı hale getirdi. Sánchez, Sara ve Osimhen'in üç golü de bu bölümde geldi.
Victor Osimhen'in bireysel hacmi daha da dikkat çekiciydi. Nijeryalı forvet 15 şutla 1.90 xG üretti ve 8.58 reyting aldı. Gabriel Sara ise dört şut, 0.42 xG ve beş kilit pasla ikinci hücum merkeziydi.
Fakat Galatasaray açısından küçük bir uyarı da var. Göztepe yalnızca yedi şut ve 0.83 xG üretmesine rağmen iki gol buldu. Galatasaray hücum açısından haftanın en yüksek hacmine ulaşırken skorun son bölümüne kadar tamamen güvenli hale gelememesi, üretilen oyun ile sonuç arasındaki farkın önemli bir örneğiydi.
Fenerbahçe: Yüzde 42 topla maçı domine etmek mümkün
Samsunspor yüzde 58 topa sahip oldu. 492 başarılı pas yaptı. Toplam ataklarda ve tehlikeli ataklarda da Fenerbahçe'nin önündeydi.
Ama maçın gerçekten tehlikeli olan tarafı Fenerbahçe'ydi.
Sarı-lacivertliler 15 şuta karşılık yalnızca altı şut verdi ve 1.82-0.63 xG üstünlüğü kurdu. Daha çarpıcısı, Fenerbahçe'nin 15 şutunun 13'ü ceza sahası içinden geldi ve bunlar 1.77 xG üretti. Samsunspor'un topa daha fazla sahip olması, rakip kaleye daha fazla tehdit taşıdığı anlamına gelmedi.
Maç akışı da aynı şeyi söylüyordu. Fenerbahçe ilk 18 dakikada dört şut ve 1.08 xG üretip Vedat Muriqi ile öne geçti. 36-65 arasındaki ikinci baskı bölümünde beş şut daha geldi ve Oğuz Aydın skoru 2-0 yaptı. Başka bir ifadeyle Fenerbahçe, maçın tamamını domine etmek yerine ihtiyaç duyduğu bölümleri domine etti.
Oğuz Aydın'ın 8.40 reytingle takımın en yüksek puanlı oyuncusu olması da tesadüf değildi. Muriqi beş şut ve 0.57 xG üretirken, Fenerbahçe'nin hücum tehdidi farklı oyuncular arasında dağıldı.
Bu maç haftanın en net taktik derslerinden birini verdi: topa sahip olma oranı, kontrolün kendisi değildir.
Amed SK'nın Trabzonspor galibiyeti skor tabelasının anlattığından daha güçlü
Amed SK'nın Trabzonspor'u 2-1 yenmesi haftanın sürpriz sonucu olarak görülebilir. Veriler ise sonucun oyuna aykırı olmadığını söylüyor.
Trabzonspor yüzde 60 topa sahip oldu ve 448 başarılı pas yaptı. Amed SK yalnızca yüzde 40'la oynadı. Buna rağmen şutlar 17-8, xG ise 2.86-0.67 Amed SK lehineydi. Amed'in 17 şutunun 11'i ceza sahası içinden gelirken buradaki üretim tek başına 2.50 xG'ye ulaştı.
Mohamed Salah'ın 11. dakikadaki golünün ardından Amed'in verdiği reaksiyon özellikle değerliydi. 31-45 arasındaki bölümde 1.70 xG üretildi ve Yira Sor'un golü geldi. Maçın son bölümünde tekrar vites yükselten Amed, 76-90+ aralığında 1.08 xG daha üreterek Gift Orban'ın golüyle karşılığını aldı.
Mame Diagne'nin gol atmadan 1.18 xG üretmesi de maçın skorunun Amed'in hücum üstünlüğünü olduğundan küçük gösterdiğini düşündürüyor. Trabzonspor kalecisi André Onana'nın iki gol yemesine rağmen beş kurtarış yapıp 7.51 reyting alması aynı hikâyenin diğer tarafıydı.
Amed SK maçı topa sahip olarak değil, topa sahip olduğunda ne yaptığıyla kazandı.
Başakşehir'in problemi: 559 başarılı pas, yalnızca 0.62 xG
Haftanın Amed-Trabzonspor karşılaşmasının tam karşıtı Başakşehir-Kasımpaşa maçıydı.
Başakşehir yüzde 64 topa sahip oldu. Ataklarda 154-60, tehlikeli ataklarda 57-26 üstünlük kurdu ve 559 başarılı pasa karşılık Kasımpaşa'nın 263 başarılı pası vardı.
Şut sayısı?
12-12.
xG?
Başakşehir 0.62, Kasımpaşa 1.37.
Bu, haftanın belki de en öğretici veri seti. Başakşehir topu kontrol etti, sahayı kontrol etti ve hücum bölgesine rakibinden çok daha sık girdi; fakat hücumların sonundaki şut kalitesi aynı seviyeye çıkmadı.
Pozisyon-normalize veriler de farkı gösteriyor. Başakşehir topa sahip olduğu her 2.32 dakikada bir şut üretirken Kasımpaşa için bu süre 1.31 dakikaydı. Kasımpaşa daha az topla oynadı ama sahip olduğu süreyi daha hızlı tehdide çevirdi.
Fousseni Diabaté'nin tek şutunun 0.61 xG değerinde olması ve 81. dakikada beraberlik golüne dönüşmesi de iki takımın şut kalitesi arasındaki farkın küçük bir özeti gibiydi.
Kocaelispor'un geri dönüşünü kırmızı karttan bağımsız okumak mümkün değil
Konyaspor-Kocaelispor maçının devre arasında oyunun yönü tamamen değişti.
Raporun kapak ve gol akışında Konyaspor, 39. dakikadaki Zoukrou'nun kendi kalesine attığı golle öne geçti. 48. dakikada Enis Bardhi'nin kırmızı kart görmesinin ardından ise baskı Kocaelispor'a geçti. 44-86 arasındaki uzun Kocaelispor momentumunda 14 şut, 0.80 xG ve iki gol üretildi. Haïdara 72'de, Metehan Altunbaş ise 86'da ağları buldu.
Maç sonunda Kocaelispor yüzde 56 topa sahiplik ve 15 şuta ulaşmıştı. İlginç olan, Konyaspor'un toplam xG'sinin 1.12 ile Kocaelispor'un 0.89 xG'sinden yüksek kalmasıydı. Kocaelispor'un farkı ise isabet ve dönüşüm yarattı: beş ceza sahası içi şuttan ikisi gol oldu.
Dolayısıyla bu maç yalnızca “Kocaelispor daha çok üretti” şeklinde okunamaz. Asıl değişken, ikinci yarının hemen başındaki kırmızı kartın oyunun saha geometrisini tamamen değiştirmesiydi.
Rizespor'un galibiyeti: Hacim Gaziantep'in, kalite Rizespor'un
Gaziantep FK yüzde 56 topa sahip oldu, 16 şut çekti ve 1.14 xG üretti. Rizespor ise 10 şut ve 1.01 xG'de kaldı.
Skor: 1-2.
Buradaki temel fark şutların kaleye taşıdığı gerçek tehditti. Gaziantep'in isabetli şutlarından oluşan xGoT değeri 0.64'te kalırken Rizespor 1.83 xGoT üretti ve üç net pozisyona ulaştı. Emrecan Bulut ile Ali Sowe ilk yarıda Rizespor'u 2-0 öne geçirdi. Gaziantep'in 90. dakikadaki tek golü ise Zakaria Ariss'in kendi kalesine gönderdiği toptan geldi.
Maçın ilginç bireysel hikâyesi kaybeden taraftaydı. Alexandru Maxim 8.67 reyting ve sekiz kilit pasla maçın en yüksek bireysel üretimlerinden birini yaptı; ancak takımının hücum hacmi yeterli kaliteye dönüşmedi.
Eyüpspor sabrının karşılığını 90'da aldı
Alanyaspor maça Arda Usluoğlu'nun ilk dakikadaki golüyle başladı fakat sonraki bölüm büyük ölçüde Eyüpspor kontrolünde geçti.
Eyüpspor yüzde 63 topa sahip olurken 11-7 şut ve 1.58-0.64 xG üstünlüğü kurdu. 120 toplam atağa karşılık Alanyaspor 56'da kaldı.
Maçın belirleyici bölümü ise 72. dakikadan sonra geldi. Eyüpspor bu son baskı penceresinde dört şutla 1.12 xG üretti. Zak Jules'un 90. dakikadaki golü, yalnızca bir son dakika golü değil; maç boyunca giderek büyüyen hücum baskısının sonucu oldu.
Gençlerbirliği'nin 17 şutu neden yalnızca 1.22 xG üretti?
Gençlerbirliği-Erzurumspor FK maçının 1-1 bitmesi, şut hacmi ile şut kalitesi arasındaki farkı gösteren başka bir örnekti.
Gençlerbirliği 17 şut, Erzurumspor ise dokuz şut çekti. Ancak xG farkı yalnızca 1.22-1.00 oldu. Yani Gençlerbirliği yaklaşık iki kat şut üretmesine rağmen beklenen gol üstünlüğü oldukça sınırlı kaldı.
Erzurumspor adına Eren Tozlu dört şutta 0.79 xG üretip takımının golünü attı. Gençlerbirliği'nin golünü atan Adama Traoré'nin ise iki şuttaki toplam xG'si yalnızca 0.06'ydı. Sonuç, iki takımın hücumlarının ne kadar farklı yollarla gole ulaştığının küçük bir örneği oldu.
Haftanın ortak mesajı: Top değil, tehlike
Dokuz maçın tamamı birlikte düşünüldüğünde haftanın en güçlü teması topa sahip olma oranıyla gerçek hücum üstünlüğünün birbirinden ayrılmasıydı.
Amed SK yüzde 40 topla Trabzonspor'a karşı 2.86 xG üretti. Fenerbahçe yüzde 42 topla Samsunspor'a şutlarda 15-6 üstünlük sağladı. Kasımpaşa yüzde 36 topa sahip olmasına rağmen Başakşehir'in iki katından fazla xG üretti.
Diğer uçta Beşiktaş ve Galatasaray hem oyunu hem ceza sahasını kontrol edebildi. Özellikle Beşiktaş'ın 20.0 seviyesindeki ceza sahası içi net tehdit üretimi ve Galatasaray'ın 34 şutluk hacmi, haftanın iki en güçlü hücum performansını oluşturdu.
Bireysel olarak haftanın zirvesi ise oldukça net: Dušan Vlahović. Üç gol, beş şut, 1.36 xG ve 9.16 reyting. Osimhen'in 15 şutluk olağanüstü hacmi ve Oğuz Aydın'ın Samsun deplasmanındaki 8.40'lık performansı onu takip eden iki dikkat çekici çıktıydı.
Hafta skorlarla hatırlanacaksa Beşiktaş'ın altı golü öne çıkıyor. Fakat veriler açısından asıl ders daha değerli: bir takımın topa ne kadar sahip olduğu değil, sahip olduğu anlarda rakibin ceza sahasına ne kadar gerçek tehdit taşıdığı belirleyiciydi.


